Kalbinizdeki turna avazı: Zeynep Karababa

Kalbinizdeki turna avazı: Zeynep Karababa

Kalbinizdeki turna avazı: Zeynep KarababaKalbinizdeki turna avazı: Zeynep Karababa

Zeynep Karababa ‘Gül Yüzlüm’ isimli albümüyle sekiz yıl aradan sonra tekrar dinleyicileriyle buluştu

Kaynaktan gelen bir ses olarak onu ilk defa 2000 yılında Ada Müzik’ten çıkardığı ‘Yaz-Bahar’ albümüyle dinlemiştik. Yetiştiği, Sivas’ın Çamşıhı bölgesinin halk müziğinde aynı adla anılan ağzıyla söylediği türküler, hem beslendiği kaynağı hem de az bulunan alto sesine uygun parçaları seslendirmesiyle kısa sürede yaşlısından gencine kemik denilebilecek bir dinleyici kitlesi oluşturdu. Babası ve aile çevresinde kimi uluslararası üne kavuşmuş ozanların deyiş ve türkülerini kendine has otantik seslendirmesiyle Alevi-Bektaşi kesiminin de dışına taşan, özellikle gençliğin hayranlığını kazandı. Diğer bir özelliği ise emek mücadelesi için, eşitlik ve özgürlük için her türlü toplumsal mücadeleye sesiyle, gücüyle destek veren sanatçılarımızdan biri olmasıdır. Bu ay içinde Kalan Müzik etiketiyle çıkan ‘Gül Yüzlüm’ albümünün kartonetini okuduğumuzda bu çabasını anlıyoruz.

Zeynep Karababa’dan söz ediyorum. 8 yıl sonra ikinci albümüyle karşımızda. Bunca yıllık gecikmenin sebebini sorduğumda, ‘bir dokun bin ah işit’ babından içini döküyor. Söyledikleri biz emekçiler için yürüttüğümüz mücadelenin sanatçıları da kapsadığını bir kez daha kanıtlıyor: “Söylem-eylem, istek-olanak, yetenek-imkan, emek-sonuç arasındaki farkı iyi kavramak gerekiyor. Bir şeyi istemek, bir şey için koşmak, bir şeye emek vermek… Ve yetenekli olmak bazen yeterli olmuyor. Çünkü hepimizin bildiği gibi bazı şeyler elimizde değil; bizlerin dışında gelişiyor ve bizleri çoğu zaman etkiliyor. Önemli olan bütün olanlara rağmen bir şeyi yapmak. Sanatta zaten özellikle maddi beklentiler insanı yönlendiriyorsa sanatsal üretim söz konusu olamaz. Sanata gönül veren bir kişi parasız olsa bile sanatsal varlığını sürdürür. Para, paranın ve şöhretin sözde gücü, ön plana çıkması sanatsal varlığı tüketebilir, bitirebilir. İnsanın sanatıyla -tıpkı emeğini ortaya koyan her işgücünde olduğu gibi- para kazanması elbette mümkün olmalıdır. Daha önemli olan ise insana dair bir yaşamın olmasıdır. Her insan -simit satan, ayakkabı boyayan, öğretmen, ev kadını- emeğinin karşılığını alabilmeli; en azından emeğe saygılı olmalıyız. Emeğin çiğnendiği bir düzende sanat çoktan piyasanın, popüler kültürün, insanları uyutmanın bir koşulu olarak ileri sürülüyor. Buna itiraz eden sanatçılar gücünü ancak derdini seslendirdiği kesimden alıyor. Albüm yapmak ise kendi çabalarıyla mümkün olabiliyor. Emekçi bir kardeşiniz olarak bu olanağı yeni bulabildim. Elbette ki bu olanak albümümü dinleyicilerime ulaştıran firmamın katkısıdır. İzninizle bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.”

Susup yeniden albüm kapağına dönüyorum. “Bu albüm ile Kalan Müzik arşivini zenginleştirdi” diyen Ahmet Say, Zeynep Karababa’nın gelenekseli yetkinlikle temsil ettiği yorumunu yapıyor. Fikret Otyam ise “Güzel geleneklerden, güzel insanlardan bir yadigardır bize” diyerek girdiği söze Mehmet Ali Karababa ve Feyzullah Çınar’ı anıp Sivas katliamında kaybedilen canların sızısını anımsatarak bu albüm için Zeynep’e verdiği parçaları ‘helali hoş’ ediyor.

Söze kaynaktan gelen bir ses diye başlamıştım. Zeynep Karababa’nın ilk albümü Pir Sultan’dan başlayıp günümüz ozanlarına uzanan bir repertuvar oluşturmuştu. Bu albümünde de çizgiyi günümüze çekerek, halk müziğinin ozanlık geleneğini sürdüren yeni isimlere yer vererek; Hüsnü İyidoğan’dan, Kul Ahmet’ten, Zerayi mahlasını kullanan Dr. Hüseyin Zeray’dan aldığı eserleri okuyor. Kadın ağzından yazılan ‘Latife’ parçasının, geriye itilmiş, günümüzde özgürlük diye sunulan türban tartışmaları nedeniyle geçmişe özlem duyanlar için tokat gibi bir etki yaratacağı umulabilir. Albümün kapanış parçası tam bir vefa duygusudur. Babası Mehmet Ali Karababa’nın plak kayıtlarından alıp sesinin yanına sesini katarak söylediği parça tekrar tekrar dinlenecek gibi görünüyor. Ayrıca genç arkadaşlarımın dikkatine sunmak isterim ki bu parça, yıllar önce Yılmaz Güney’in bir filminde de fon müziği olarak kullanılmıştı.

Yeni bir dünyayı inşa etmenin aciliyetini her geçen an yeniden duyduğumuz bugünlerde, tıpkı Ahmet Say’ın tespitinde olduğu gibi geleneği en iyi biçimde ifade eden Zeynep Karababa’nın kalbimize bıraktığı turna avazı her daim canlı kalmalı.

A. Galip / EVRENSEL – 24 Şubat 2008


Zeynep Karababa : Gül Yüzlüm

01 – Gül Yüzlü Sultanım
02 – Canlar
03 – Ela Gözlüm
04 – Dağlar
05 – Latife
06 – İnsan Kısım Kısım
07 – Kınamayın Beni Hakkı Sevenler
08 – Ali Ali Diye
09 – Yüce Dağda Pınar Olsan
10 – Turna Semahı
11 – Yaz Bahar Ayları

GÜL YÜZLÜM adlı parçayı dinlemek için tıklayın >>>

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.