Alevilikte Gizli İbadet

Alevilikte Gizli İbadet

Alevilikte Gizli İbadetAlevilikte Gizli İbadet

Abbas TAN

Anadolu Alevileri ibadetlerini gizli yapmaktadırlar. Bunun gerekçelerini birçok Alevi, Sünni yada araştırmacı farklı farklı anlatmaktadırlar.

Aleviliğin tarihini çok iyi bilmeyen insanlar kendilerine göre yorum yapmaya başladılar. Diğer taraftan Aleviliği yok etme adına her dönem birileri çıkıp farklı farklı karalamalarda bulunmaktaydılar.

Kimilerine göre Alevilik İslamiyet’le başlamıştır, kimilerine göre İslamiyet’ten önce, kimilerine göre ise Hıristiyanlıktan ve birçok İnançtan çok önceleri, bugün adına Alevilik dediğimiz inanç var idi.

Her inanan insan yada inanç gurubu kendi ibadet şekillerini belirlemektedir. Bundan doğal bir olay da söz konusu değildir.

Yüzyıllardır ibadetlerini gizli yapmak zorunda kalan Aleviler günümüzde ibadetlerini hala gizli yapmaktadırlar. Her ne kadar Alevi örgütlerinin öncülüğünde Cemevlerinde, spor salonlarında, tiyatro salonlarında göstermelik cemler yapsalar da, cemin özüne uygun cem ibadeti yapmamaktadırlar. Cumhuriyet döneminden önceleri yani Osmanlı döneminde de ibadetlerini gizli yapmışlardır.

Selçuklu döneminde yine Aleviler gizli ibadet yapmaktaydılar.

Romalılar döneminde de Aleviler ibadetlerini gizli yapmaktaydılar.

Hıristiyanlığın doğuşu ve kiliselerin güçlenmesiyle Anadolu Alevileri ibadetlerini gizlemeye başlamışlardır.

Anadolu topraklarında birçok inanç yaşatılmaktayken M.S.325 yılında İznik Konseyi toplanmıştı. İznik Konseyi (Kiliseler Birliği), Hıristiyanlığı, Roma İmparatorluğunun resmi dini olarak kabul etti.

Hıristiyanlık dışındaki bütün dinleri de yasakladılar.

Aleviler inançlarını ve ibadetlerini sürdürebilmek için farklı yöntemler uygulamaya başladılar. Bu yöntemlerden birisi ibadetlerini gizlice yürütmekti.

Bu yüzden Aleviler kendi inançlarını ve ibadetlerini gizlice sürdürmeye devam ettiler. İbadetlerini yaptıkları mekanın adını bugün ki anlamıyla Cemevi/dua evi olarak tanımlamaktaydılar.

Hıristiyanların bu baskıları karşısında bir taraftan gizli gizli ibadetlerini yürütürken bir taraftan da bazıları kendilerini Hıristiyan olarak tanıtıyorlardı. Hatta hiç inançtan bahsetmiyorlardı. Tıpkı günümüzde olduğu gibi. Yeri geldikçe Alevi olduklarını söylüyorlar ama sıkıştıkları vakitte inkar ediyorlardı.

Kiliselerin bu baskılarından sıkılan Aleviler Selçuklulardan da benzeri baskılar görüyorlardı.

Aynı sıkıntı İslamiyet döneminde de devam etti. Özellikle Osmanlı döneminde Devletin dini belirlenince Alevilere baskı daha da arttı. Baltacılar, Kuyucular… Müftü Hamza fetvaları, Baba İshak olayları gibi birçok kıyımlardan sonra Anadolu’da Aleviler gizli gizli ibadetlerini sürdürmeye devam ettiler.

Aynı olay Cumhuriyet döneminde de devam etmektedir.

Aleviler bir taraftan Hıristiyanların, diğer taraftan Selçukluların baskısından dolayı Osmanlının kurulmasını bir kurtuluş olarak görürler ve Osmanlının kuruluşunda tam destek verirler ama gün gelir ki Osmanlı yönetimi, Hıristiyanlardan daha acımasız çıkınca bu defa çareyi Cumhuriyetin Kuruluşunda aradılar ve Dergahlarıyla, tekkeleriyle, Yol önderleriyle, kanaat önderleriyle Cumhuriyetin kuruluşuna tam destek verdiler ama Alevilerin ibadetlerini özgürce yapabilmeleri için değişen bir şey olmadı.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra yapılan yasalar daha da ilginçti.

633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri hakkında yasa.
2820 Sayılı Siyasi Partiler Yasası madde.89
442 Sayılı Köy Yasası 2,13,14 madde
3402 Sayılı Kadastro Yasası madde 16/a ve daha başka yasalarla Alevilik yok ediliyordu.

Örnek verecek olur isek günümüz yasalarına göre Cem yapmak yani Alevice ibadet etmek yasalara göre yasak.

Nasıl bir yasak derseniz; 667 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlar ile bir takım Ünvanların men ve ilgasına dair yasa Madde.1- " … Alelumum tarikatlerle şeyhlik,dervişlik,mütirlik,Dedelik, seyitlik,çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve gayıptan haber vermek ve murada kavuşmak maksadıyla nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimali ile bu  unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iktisası memnudur… yukarıdaki unvanları taşıyanlar veya bunlara mahsus hidematı ifa veya kıyafet iktisa eyleyen kimseler üç aydan eksik olmamak üzere hapis ve elli liradan aşağı olmamak üzere cezayı nakdi ile cezalandırılır"

Aleviler ibadetlerini Dede yada Baba öncülüğünde yaparlar. Mevcut yasaya göre Dedelik, Babalık suç olunca onların öncülüğünde cem yapmak daha ağır suç olmalı. Görüldüğü gibi mevcut yasalar Dedelerle yani Alevi inanç önderleri ile falcıları, üfürükçüleri, büyücüleri de bir görmektedir. 

Sıkıntıları bir türlü bitmeyen ve her geçen gün daha da zorlanan Aleviler bir arayış içerisine girerler. Çok partili döneme geçildiğinde Demokrat Parti “Yeter artık söz Milletin” deyince birçok Alevi bu defa da bu partiye yönelmeye başlar ama kısa süre sonra özüyle sözünün bir olmadığını gördükleri bu partiden de uzaklaştılar.

Artık sığınacakları yer bulmakta zorlanan bu inanç mensubu topluluk kendi ülkesinde kendisini Sol yada Solcu sayan parti yada siyasilere yaslanmaya başladılar.

İkibin yılı aşan ezilmişlik, hak arama mücadelesi, sürülmeler devam ederken hiç de hazırlıklı olmadıkları bir dönemde kendilerini şehirlerde buldular.

Kent kültürü ile kendi inanç ve kültürleri arasında bocalarken okullarda verilen Din eğitimleri tamamen kendilerinden uzak, babalarından, dedelerinden, pirlerinden duymadıkları bir din eğitimi ile karşılaşınca işler iyice sarpa sardı.

Hangisinin doğru olduğuna karar vermekte zorlanmaya başladılar.

Alevi dedeleri eğitim anlamında artık taliplerinin gerisinde kalmışlardı. Birçok Alevi dedesi farklı yöntemlerle kendilerini kabul ettirmeye yada Dedelik geleneğini sürdürmeye çalışsalar da çok fazla başarılı olamadılar.

Alevilerin inançlarını gizlemelerinin çeşitli nedenleri vardır.

Bunların başında Alevi inancının diğer inançlardan çok farklı olmasıdır. Aleviler göksel bir tanrıya inanmadıkları için ondan haber getiren peygambere de inanmazlar. Bu yüzden de Alevilikte Peygamber ve Kutsal kitap anlayışı yoktur.

Alevilerin illada bir kitabı olacaksa, Alevilerin kitabı, yolu, erkanı; kendi inanç önderleridir. Yani Pirleridir, Mürşitleridir, Dervişlerdir.Pirlerin, Mürşitlerin oluşturduğu ürünlerdir.

Kitap ve Peygamber anlayışı olmayan Alevilikte dolayısıyla Cennet ve Cehennem anlayışı da yoktur.

4 Kapı 40 Makam anlayışı Devletin dini sayılan dinlere ters düşmekteydi.

Elbette bu inanç ve anlayış İslamiyet’e de Hıristiyanlığa da uymayınca, onlar için hiç de kabul edilmeyecek bir anlayış yada inanç olan Alevilik kendi içlerinde barındırılmamalıydı.

Tamamen insan sevgisine, hoşgörüye dayalı, incelikleri olan Tanrı-Doğa-İnsan anlayışı ile Hakkı insanda gören ve haksızlığın karşısında İmam Hüseyin gibi Pir Sultan Abdal gibi duranlar. İnançları için asılan, sonra da yakılan Hallacı Mansur gibi, derisi yüzülen Seyit Nesimi gibi insanları içerisinde barındıran bu anlayışın önünün kesilmesi gerektiğine inanan diğer İnançlar Devlet dini olunca yapılacak en kolay yol Aleviliği yok etmek olacaktır.

Onlarda bu yolu esas almışlar ve Alevilerin ibadetlerini yasaklamışlardır.

Ama Aleviler son derece önemsedikleri bu inançlarını dolayısıyla Cem ibadetlerini gözcüler, bekçiler nezaretinde gizli gizli sürdürmeye devam ettirmişler. Tıpkı günümüzde yapılan gerçek Cemler gibi.

Bu yüzden de Aleviler ibadetlerini gizli  yapmaktadırlar, iftiralardan karalamalardan da kurtulamamaktadırlar.

Abbas TAN
Alevihaber.com – 14 Ekim 2008

ETİKETLER: , ,
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.