Alevilikte Eline, Beline, Diline sahip olmak nedir? Ne anlama gelir?

14
Alevilikte Eline, Beline, Diline sahip olmak nedir? Ne anlama gelir?

Tıpkı Alevi Pir ve Ozanlarının dillendirdikleri deyiş ve beyitlerde olduğu gibi, bu altı kelimelik özdeyiş de anlam olarak bir kitap dolusu anlatımla ancak anlatılır. Kısaca da olsa bu özdeyişi anlamaya, anlatmaya çalışalım.

ELİNE  : bu kelimeyle anlatılmak istenen; elinle koymadığını alma. Sana ait olmayana el uzatma, göz dikme! Basit anlatımla Çalma da denebilir. Bir zamanlar basit hırsızlıklar vardı. Göz dikilen bir eşya bir punduna getirilip, çalınır veya el konulurdu. Bu iş zamanla örgütlü haydutluk yoluyla yapılır oldu. Bu haydutluk kendini geliştirerek, beylik, krallık gibi bir şekil alırken, sistem içinde geliştirilmiş alt yapıları olan; çete, ağa ve giderek mülk ve para sahiplerinin yanlarında çalıştırdıkları insanların emekleri karşılığında ortaya çıkardıkları iş için harcamış oldukları emeğe karşılık verilmesi gereken ücretlerinin bir kısmına, arkalarına aldıkları devlet desteğine güvenerek, el koyarak bu hırsızlığa yasal statü ve kılıf getirip yaptılar. Bunun yetmediği yerde direk devlet gücü ve nüfuzunu kullanarak çaldılar. Bunların hepsi rızalık alınmadan yapılmış hak gaspları olup, her Alevi canın bu davranışlardan uzak durması ve karşı çıkması gereken davranışlardır.

Hünkar “eline” derken, “El” sadece vücudumuzun bir uzvu olan ellerimizi adlandırmıyor. Biz vatanı, yurduda El olarak anıyoruz. Yaban Eli, Gurbet Elleri veya Bizim Eller gibi. Peki vaz geçer miyiz kendi Ellerimizden? Tabiiki hayır. Yeri gelir vatanımız için canımızı feda eder, yeri gelir, Yurt edinebilmek için uzak diyarlara (Ellere) gider, kendimize Yurt ediniriz.

İşte kendimize Vatan veya Yurt edindiğimiz bu Ellere değer verir, elden çıkarmamak için elimizden gelen gayreti gösterir, gözümüz gibi bakarız. Bu bize ait olan Elleri yabana kaptırıp sömürülmesin diye elimizden gelen çabayı ve mücadeleyi veririz.

Bu nedenle, Aleviler hiç bir sömürünün parçası olamayacakları gibi sessiz kalıp, ortak olma suçuda işlememelidirler. Aynı zamanda Emperyalist haydutluk karşısında da sessiz kalmayıp, uluslar arası sömürüye de karşı koyup, sömürülen emeğin hakkı için mücadele etmekte ilkeli duruşun göstergesi olacaktır.

BELİNE : Dürüst ol. Başkasının namusunu kendi namusundan ayrı tutma. Kendine yapılmasını istemediğin hiçbir davranışı başkasına yapma, Yaptırma. Her ne konuda olursa olsun aldatma. Ortak yaşama olan sadakati hiç bir şartta terk etme. Geleceğe sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için sağlıklı yaşamı seç. Eşine, işine ve aşına sahip çık. Çünkü bunlar senin namusundur. Bunlar kişiyi dengede tutan belli başlı unsurlardır. Eşine, işine ve aşına sadık olmayan, onların değerini yeterince bilmeyip, ihanet eden, dürüstlüğü baştan kaybetmekle yüz yüze gelmiştir.
Vermiş olduğun ikrarına sadık kal. İhanet etme. İlişkinde samimi ol. Yürümeyeceğine emin olduğunda ne kendini kandır, nede karşındakini kandırıp, boşuna birbirinizi üzmeğe ve zaman kaybetmeğe fırsat verme. Güzel başlamış olan her ilişkiyi insani değerlere zarar vermeden bitir. Başını önüne eğdirecek davranışlardan kaçın.

Hünkar “Bel” derken bunu sadece cinsel anlamda ele almamış, ayakta kalabilmemizi sağlayan vücut parçamız “bel”den de bahsetmiştir. Unutmayalım beli sağlıklı olmayan birinin diğer uzuvlarının sağlıklı olduğu söylenemez. Beli sakat olanın ayakları eskisi gibi bedeni taşıyamayacak, bir yerden destek almadan ayakta kalmayı bile başaramayacaktır. Bu nedenle başta bel sağlığımıza sonrasında canımızın tümünün sağlığını ihmal etmemeliyiz.

Belden bahsetmişken, sıkıntılı günlerde yardımına koşacağımız veya yardımlarını isteyeceğimiz, birilerimizin olması gayet doğal ve güzel gereksinmelerimizdendir. Yani sırtımızı dayayacak veya sırtına destek olacağımız dostumuzun olması güzel bir duygu. İnsana gayri ihtiyari güven duygusu veriyor.

Öyleyse dostumuzun kıymetini bilecek, dostlarımızı arttıracak, dostluğumuzu sevgiyle besleyip, çıkarsız olgunlaştıracağız.

DİLİNE : Buraya girişi Kul Nesimi’nin dörtlüğü ile yapalım.

“Sakın dilden,
Her hata dilden çıkar
Cahile verme sırrını,
Sır elden çıkar”

Bu sözden de anlaşılacağı gibi, her türlü işin müsebbibi olan dil. Belayı savuşturacak olduğu gibi, belaya davetiye çıkaracak bir unsurdur.
Yani dilimizle kimseye iftira etmeyecek, yaptıklarımızı dilimizle ne inkar, nede abartmayacağız. Doğru bildiğimizi yapacak, yaptıklarımızın arkasında duracağız.
Yalandan kaçınmamız, bizi kötülük yapmaktan da alıkoyacaktır. Çünkü; sonuçta sorulduğunda, doğruyu söyleyecek ve yaptığımız kötülüğün ya cezasını göreceğiz, yada toplum bu kötülüğün kaynağına inecek, bizi yargılayıp, en önemlisi kötülükten arındırıp, eğitme yoluna gidecektir.
Yani; yalan söylemeyecek, iftira etmeyecek, hakaret ve küfrü dilimize almacak, yerine getiremeyeceğimiz sözleri vermeyecek, göründüğümüz gibi olacak, kimseye olduğumuzdan farklı görünme çabası içinde olmayacağız.
Dilimizden çıkan her sözcüğün irademiz dahilinde olmasına azami özen göstermeliyiz. Sözcüklerimiz sadece dilimizden değil, gönül süzgecinden süzülüp dilimizden çıkmalı. Sözcüklerimiz, gönül bahçemizin güzelliğinin göstergesi olmalıdır. Gönül kırmayacak, ortalığı kasıp kavurmayacak. Gönülden çıkan sözcükler, gönül yapacak, kırılmış kalpleri onaracak vede darmadağınık olmuş ortamı yumuşatıp, dostlukları pekiştirecek.

Yukarıdaki anlatımdan anlaşılacağı gibi; insanı ve doğayı kutsayan Alevilik, yol efradına Hakkı, Hakikati kavratmağı önüne görev olarak koymuştur. Bu nedenle yola vermiş olduğu ikrar gereği, ikrarına sadık, yoluna bağlı, gelme, gelme, dönme, dönme desturu ile ağzına aldığı demirden leblebiyi yutacak ama yolunu terk etmeyecek, yolun gereği ne ise onu yapacaktır.
Aşkile.

29. 11. 2018
Hasan Topkaya

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.