Halk müziği bilgileri

16
Halk müziği bilgileri

Dizgesel Ögeler:Halk Müziği’nde Türk Müziği’nin diğer türleri gibi 17 ‘li perde dizgesi kullanılır.
Çalgısal Ögeler:Bağlama cura divan üç telli tanbura kabak kemane sipsi kaval mey davul ve zurna Bu türün içinde kullanılan belli başlı calgılardır.
Ezgisel Ögeler:Ezgiler bezekli olup;küme motif ve ezgi sekilemeleri yoğun olarak kullanılır.
Ritimsel Ögeler:Usulsüz ve usüllü olabilir. Usullü alt türlerden genel olarak onbeş zamanlıya kadar kücük usuller kullanılmış olup on zamanlıya kadar olan usuller yoğundur.
Biçimsel Ögeler:Genel olarak bir bölümlü biçimler kullanılmıştır.
İcrasal Ögeler:Bu ögeleri ağız tavır ve düzen olarak üçe ayırıyoruz
a) Ağız özel türlerde türü belirleyen bir öğedir. Örnek: Karadeniz ağzı Arguvan ağzı gibi.
b) Tavır:Hem sözel hem çalgısal türlerde türü belirleyen bir öğe olarak kullanılır. Örnegin Zeybek tavrı’nın Zeybek türünü belirleyen öğelerden biri olması gibi.
c) Düzen:Halk müziginde seslendirilecek eserin makamı dolayısıyla durak ve güçlü sesleri dikkate alınarak telli çalgılarda her telin belirli bir sese eşleştirilmesiyle oluşturulan akort şekline düzen denir. Günümüzde bozuk düzen (kara düzen) bağlama düzeni ve misket düzeni adlarıyla anılan üç ayrı düzen yoğun olarak kullanılmaktadır.

TÜRK HALK MUSİKÎSİ SERBEST RİTMLİ TÜRLER-BİÇİMLER VE REPERTUAR ELEMANLARI

Orta Anadolu’da; Keskin Kırıkkale Kırşehir Nevşehir Yozgat Niğde Konya Kayseri ve ayrıca Kastamonu ve Çorum’un güney kesimlerinde görülen bozlaklar ya da “Bozlak” adlandırmasına davalı ezgiler Türk Halk Müziğinin en yaygın uzun hava türlerinden birisi olarak önem taşır. Halk ağzında “bozlak” bozalamak feryâd etmek anlamındadır. Türkmen boylarının ve bu Türkmen boylarına bağlı aşiretlerin özellikle de Abdal Avşar (Afşar) Aydos gibi aşiret ve kollarına mensup halk sanatkarları arasında yoğun bir şekilde tesadüf edilen bozlaklar yukarıda saydığımız alanlar dışında bu toplulukların çeşidi iskan hareketlerine bağlı olarak birbirinden bağımsız yörelerde de sözgelimi Maraş’da da karşımıza çıkmaktadır.
Farklı bölgelerin müzik karakterlerine göre kısmen şekillenen bozlak melodileri genellikle l oktavlık bir ses sahasına sahip halk ağzı eserlerdir. Ancak bunlar tiz seslerde bol hançere oyunlarıyla seslendirilirler. Yine çoğunlukla inici olarak seyreden bozlakların farklı yörelerde farklı dizi ve seyirde örneklere tesadüf edilir. Buna karşılık en çok rastladığımız seyirlerden biri karar ekseninin 2. ve 6. derecelerinin bemolleştirilerek inici bir seyirle karara götürüldüğü seyirlerdir. Bazı bölgelerde farklı dizi ve seyirdeki bozlaklara farklı adlar verildiği de görülür. Söz gelimi Çukurova’ya inildikçe bu çeşitliliğe daha çok rastlanır. Bu bölgede rastladığımız “Türkmeni/Türkmani” “Çukurova” “Karacaoğlan” adı verilen ezgiler de bozlakların çeşitliliğine örnektirler. Orta Anadolu’da rastladığımız “Aydos” denilen bozlak çeşidi de böyledir. Bunlar çoğunlukla karar ekseninin 10. derecesinden itibaren “Aydos” nidasıyla başlayan ezgilerini tiz seslerden okurlar ve çeşitli modülasyonlarla karar eksenine inerler.
Yukarıda bozlakların farklı dizi ve seyirlerde oldukları belirtilmişti. Gerçektende Klasik Türk Müziği makam anlayışına göre değerlendirirsek Rast Eviç Acem kürdi Karciğar Kürdi gibi farklı makamların belirgin seyirlerini ve karar tonlar gösteren ve adına “bozlak” denilen örneklere de tesadüf edilmektedir

GURBET HAVASI

Teke bölgesinde; İsparta Burdur Denizli ve Antalya’ya uzanan bir alanda rastladığımız serbest ritmli kalıp ezgilerden biri de “gurbet havası”dır. Bunlara yörede “gurbet” de denir. Ancak zannedildiği gibi sadece gurbetle ilgili konulan islemez: İskan hadiseleri savaşlar ayrılık ölüm ve sevda konularını da sıkça ister. Gurbet havalarının vokal ve enstrümantal icrada dikkat çeken özelliklerden biri karar ekseninin 7.derecesinden 5.derecesine kadar glisando inişler olmakla birlikte enstrümantal icralarda da düzenli bir ritmik- melodik yürüyüş görülür. “Güllük Dağı” “Ali Beyim” “Avşar Beyleri” “Tekelioğlu” adıyla bilinen ezgiler başlıca gurbet havası örnekleridir.

YOL HAVASI

“Yol havası” tabirine yurdumuzun çeşitli bölgelerinde de tesadüf edilir. Genel olarak yol boyunca söylenen “Türkü/ezgi” anlamında kullanılır. Bu tabir Doğu Karadeniz içinde yer alan Trabzon Giresun Rize gibi illerde ve bu illeri çevreleyen yörelerde çok yaygın serbest rirtmli söylenen bir kalıp ezgiyi ifade eder. Halk arasında “Yayla havası” olarak da adlandırılır. Bahar ayı geldiğinde yaylaya çıkmakta olan halk yayla yolu boyunca coşkusunu çeşitli eğlencelerle gösterir ki: yaylaya çıkma coşkusunu en güzel ifade eden bu Yayla havalan/Yol havaları’dır. Bunlar çoğunlukla kemence eşliğinde çalınır. Kimi zaman zurna ve kavalla da okunur. Serbest ritmde ve yine çoğu zaman serbest vezinli güftelere dayalı ezgiler halinde seslendirilir. Güfte aliterasyonlu ve mensur ifadeye daha yakındır. Serbest vezine bağlanan manzum güfteler de eser içinde kullanılır.

BARAK HAVALARI

Yurdumuzun; Kahramanmaraş Gaziantep ve Adana’nın bazı kesimlerinde ve özellikle de Nizip ve Oğuzeli ilçelerinde yoğun olarak rastladığımız serbest ritmli ezgilerden biri “Barak/ Barak ağzı/ Barak havası” diye anılan kalıp ezgilerdir. Bunlar daha ziyade Barak aşiretine mensup halk sanatkarlarının icra ettikleri ezgilerdir.Serbest ritmli Barak havaları oldukça tiz okuyabilen halk sanatkarları tarafından seslendirilir. Feryat eder gibi içli bir okuyuş tarzı dikkat çeker. Ezgilerde genellikle l oktav civarında bir ses sahası kullanılır. İnici olarak seyreder. Tiz seslerde hançere oyunları yapmak profesyonel anlamda bu ezgilerin seslendirilmesini zora sokan Özelliklerden biridir.Barak havalarında dikkat çeken bir başka husus da anonim halk edebiyatı tarzında ezgiler gösteren tarzların dışında çoğunlukla aşık şairi tarzında güfteler kullanılmasıdır.
Barak havası olarak ilk anda akla gelen kalıp ezgiler dışında yöre içinde farklı adlandırılan başka kalıp ezgilerde vardır: “Elbeyli/İlbeyü Havası (Elbeylioğlu/İlbeylioğlu” bazı iskan havaları ve halk hikayelerine dayalı epizod musikisi örnekleri (“Aşık Garip-Şahsenem” gibi) bu serbest ritmli örneklerden bazılarıdır.

MAYA

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin en yaygın serbest ritmli ezgi çeşitlerindendir. Elazığ Sivas Malatya Erzincan Erzurum Kars Diyarbakır Urfa gibi bölgelerde bu adla okunan pek çok serbest ritmli ezgi vardır. Bunları büyük ölçüde Hüseyni Tahir Neva Muhayyer gibi makamlardaki ezgiler olarak değerlendirebiliriz. Bunlar da genellikle aşık şiiri tarzı güftelerle ve kimi zaman da hece vezinli güftelerle seslendirilir.

YILDIZ HAVASI (Kervan Kıran)

Halk arasında; “Çoban yıldızı/Tan yıldızı/Şafak yıldızı/Seher yıldızı” gibi adlarla anılan parlak yıldızın bir diğer adı da “Kervan kıran”dır. Mevsime göre bazen güneş doğmadan önce bazen de güneş battıktan sonra görünür.
“Kervan kıran” denmesinin şöyle bir hikayesi vardır:
«Bir kış mevsimi bir kervan yola çıkmış. Akşam bir yerde konaklamış yatılmış. Bir müddet sonra kervan başı uyanmış. Ortalık ağardığı için sabah oldu sanmış. Adamlarını kaldırmış yola çıkmışlar. Epeyce yol aldıkları halde bir türlü sabah olmamış. Meğer ortalığın ağarmış gibi görünmesi çok parlak olan bu yıldızın doğmuş olmasından ileri geliyormuş. İşte bu seher ayazında develerden ve adamlardan bir çoğu ölmüş. Böyle bir felakete sebep olduğu için bu yıldızın adına “kervan kıran ” denilmiş».
Saha araş armalarında derlenen bir kısım ezgilerde güftelerin bu olayı isledikleri görülür. Özellikle güfte içinde geçen “sarı yıldız” “mavi yıldız” “kervan kıran”“evler yıkan” gibi sözler güfte içinde bu olayı anlatan başlıca simgelerdir. Anadolu’nun pek çok yöresinde rastladığımız yıldız havalan -ki bunlara halk arasında “yıldız” adı verilir- kimi zaman ayaklı serbest ritmde ya da serbest ritmde olabildiği gibi kimi ezgiler de usullü bir yapıda hatta oyun havası tarzındadır.

KEREM HAVALAR

Aşık Kerem ile maşukası Aslı’nın aşkını anlatan halk hikayelerine dayalı “epizod müzik” örneklerine “Kerem” ya da “Kerem Havası” bazı yerlerde de “Kerem’i” denir. Bunlar çoğunlukla Aşık Kerem’in şiirleri üzerine seslendirilirler. Bir kısım Kerem havası diğer hikaye kahramanlarının şiirleriyle de seslendirilir. Sadece Anadolu ve Balkanlarda değil Kuzey Irak’da Kuzey İran’da Azerbaycan’da ve hatta Kafkas bölgesinde yaşayan Türk nüfusu arasında da Kerem havalarına ve Aslı Kerem hikayesine/hikayelerine rastlanır. Bu coğrafya içinde ya bir hikaye içerisinde ya da bağımsız olarak tespit edilen Kerem havalarına halk arasında çeşitli adlar da verildiği görülür: “Yanık Kerem” “Kesik Kerem”“Yahyalı Kerem” “Tatvan Kerem” “Kandilli Kerem” “Kalpaklı Kerem” “Dik Kerem” “Nuri Kerem” “Aslı Kerem” “Keremi” “Aslı-Keremi” “Kerem Göçtü” “Kerem Gurbeti” “Kerem At üstü” “Kerem Zarıncısı” “Kerem Güzellemesi” v.s. gibi… Bir kısım ezgiler “Kerem” adıyla anıldığı halde Aşık Kerem’in şiirleriyle okunmamaktadır. Sözgelimi Sivaslı Aşık Veysel’den alınan ve “Yahyalı Kerem” olarak bilinen “Dost dost diye hayaline yeldigim” adlı parçanın şiiri 19. yy. aşıklarından Sivaslı Aşık Veli’ye aittir.
Yukarıda sayılan isimler farklı bölgelerde rastlanılan farklı kalıp ezgiler için kullanılır ve bu ezgiler büyük çoğunlukla birbirine benzemezler.

GARiP HAVALARI

Aşık Garip ile maşukası Şah Senem’in aşkı anlatan halk hikayelerine dayak “epizod müziği” çeşitlerinden birisi de “Garip Havası”dır. Halk arasında çoğunlukla “Garip” olarak adlandırılmakla beraber “Garip ağzı/tarzı” olarak da adlandırılır. Genellikle serbest ritmli ya da ayaklı serbest ritmli olarak seslendirilen bu çeşit ezgilerin coğrafyası da Kerem havalanır gibi oldukça geniştir ve Hazar ötesine kadar uzanan bir sahada görülebilir. Anadolu da “Dağ Garibi” “Ova Garibi” “Antep Garibi” “Şavı Garibi” gibi çeşitlerine rastlanmaktadır. Giresun.Trabzon Kastamonu Muğla Silifke gibi yerlerde ele geçen Garip örnekleri ayaklı serbest ritmlidir. Bir kısım türkülerde yine Aşık Garip-Şah Senem hikayesine dayalı olarak usullü bir tarzda seslendirilmektedir.

ÇEŞİTLİ AĞIZLAR

Gerek Aşık müziğinde ve gerekse anonim Halk müziğinde çeşitli şahıslarınaşiretlerin ve hatta yörelerin adına bağlanarak seslendirilen ve halk arasında “ağız” olarak isimlendirilen bir kısım ezgiler vardır ki bunlar çoğunlukla serbest ritmli ezgilerdirler: Sümmani ağzı Seyrani ağzı Arguvan ağzı Çamşıhı ağzı Veng ağzı Tahir ağzı Hurşit ağzı v.d. “Ağız” terimi tek başına yörelerin ya da yöre insanlarının konuşma biçimi değil aynı zamanda dar ya da geniş alanlarda yaygın kalıp ezgileri kimi zaman buna bağlı olarak ortaya çıkan kişisel üslup ve yöresel tavırları ve değerlerini de ifade eder.

ELEZBER

Harput/Elazığ Bölgesi musiki hayatının en önemli kalıp uzun havalarından biridir.

İBRAHİMİ/İBRAHİMİYE

Elazığ Erzurum Diyarbakır ve Urfa gibi yörelerin şehir muhiti halk müziği örnekleri arasında rastladığımız İbrahimiler ayaklı serbest ritmli aruz vezinli ezgilerden biri olarak görülür. Irak makâmâtında “İbrahimi” adıyla bir makamın bulunduğunu bu arada belirtelim.

TÜRK HALK MÜZİĞİ KIRIK HAVA TÜRLERİ BİÇİMLERİ VE DİĞER REPERTUAR ELEMANLARI

Halay:

Halk ağzında “halay” “haley “aley” “halley” gibi söyleyişleri de olan halaylar. Orta Anadolu’dan başlayarak Doğu Anadolu’ya ve Güney-Doğu Anadolu’ya kadar uzanan bir sahada görülen en yaygın oyunlu halk müziği türlerimizdendir. Anadolu dışında Azerbaycan’ın Lenkeran ve Masallı bölgeleriyle Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Irak sahasında da karşımıza çıkar.
si gibi Halaylar daha ziyade gruplar halinde kadın erkek ve kimi yerlerde de kadın-erkek bir arada oynanan oyunlu türkülerdir. Kimi yörelerde bağımsız ezgiler halinde kimi yörelerde de birbirine bağlı sıralı süit tarzında oynanarak seslendirilir. Sıralı seslendirmede ritmikmelodik değişimler melodik köprüler güfte değişimleri konu değişimleri ve figüratif değişimler ortaya çıkar. Bu değişimlerin olduğu her bir iç bölümde bir tempo farklılığı da olur. Halk ağzında bu tür bölümlemelere (geçişlere): “ağırlama/ağırlaması” “ikileme/ikilemesi” ” üç/em üçlemesi” “yanlama/yanlaması” “hoplama/hoplaması” “hoplatma/hoplatması” “sıçrama/sıçraması” “sıçratma/ sıçratması” “yelleme/yellemesi “yeldirme/yeldirmesi’ gibi adlar verilir. Bölümleri meydana getiren ezgiler farklı ortamlarda bağımsız ezgiler halinde de seslendirilir

Bar

Yurdumuzun Erzurum Kars Gümüşhane Bayburt Ağrı gibi yörelerinde görülen kimi oyunlu türküler “Bar” olarak adlandırılır.
– Bunlar da kimi halaylar gibi sıralı olarak birbirine bağlı müziklerle oynanır. Ancak barlar bağımsız ezgi kuruluşları içinde çoğunlukla tek bölümlü bir biçim yapısında olup bu yönüyle çok bölümlü kimi ezgilerden farklılık gösterir. Bölgede ya “bar” adı verilen ya da bir kelimeye bağlı olarak kullanılan “bar” söyleyişi; kullanıldığı alanlardaki müzik karakterleri yönünden benzer ezgi biçimlerini ve tarzlarını çağrıştırmaz. Şehir muhitinde oynanan oyunlarla kırsal alanlarda oynanan oyunlar da kısmen birbirinden farklıdır. Şehir kasaba gibi yerleşik alanlarda kadın ve erkeklerin çoğunlukla ayrıayrı kırsal alanlarda ise kimi zaman alaca (kadın-erkek karışık) ya da yine aynı mekanda karşılıklı gruplar halinde bar veya oyun/müzik tarzı itibari ile benzeri olan oyunlar oynadıkları görülür. Buna bağlı olarak bar ve benzeri oyunların farklı alanlardaki repertuarları ile kadın ve erkek oyunlarının repertuarları çoğunlukla birbirinden farklıdır

“Baş bar” “İkinci Bar” “Hançer Barı” “Artvin Barı (Ata Barı)” “Köroğlu Barı” “Nare” “Hekkari” “Naz Barı” “Tamzara” “Demirağa/Temürağa” “Koçeri” “Aşşahdan gelirem” “Deli kız v.d. gibi oyunlu ezgiler bölgenin başlıca bar çeşitleri olarak bilinir.

Deme-Çevirme [Nanay-Yallı Havaları]

Kuzey-Doğu Anadolu Bölgesi’nin bilhassa Erzurum ve Kars gibi vilayetleri ve yakın çevresini içine alan bir sahanın oyunlu ezgileri arasında “nanay” ya da “yallı” olarak adlandırılan vokal vokal-enstrumantal ve kimi zaman da ensrumantal tarzdaki havaların özel bir yeri vardır.Bunlar çoğunlukla sözlü ve oyunlu eserlerdir. Cinsiyete dayalı ya da özel amaçlı gruplamalar yapılarak ve karşılıklı müzikli şiirler söylenerek adeta eğlenceli bir yarışma yürütülür. Bu esnada gruplar yanaşık düzende; yine çoğunlukla bulundukları çeşitli hareketlerle salınarak oyunlarını oynarlar ve kimi zaman vokal olarak kimi zaman da vokal-enstrumantal tarzda türkülerini söylerler. Bu çeşit havaların en önemli özelliklerinden biri genellikle oyuncuların içinde bulunan herhangi birisi tarafından seslendirilen güfte -bilhassa güftenin satırları içinde yer alan kelime grupları satırların son kelimeleri satırların son heceleri satırlara bağlanan çeşitli terennümler ya da bir bütün olarak kıt’anın tamamı-; grup ya da rakip grup tarafından belirli bir ton üzerinden -özellikle karar sesi üçlüsü ya da dörtlüsü üzerinden- alınarak tekrarlanır. Bu esnada ilk sözü söyleyen kişi ya da grup sözü uzatarak bitirir ve bu uygulama sınırsız ölçüde; oyuncuların söz söyleme yeteneklerine bağlı olarak oyun boyunca ya da yarışma boyunca sürdürülür.
Kimi kaynaklarda “nanay/nanay havaları”; şiir içinde geçen “nanay” terennümüne bağlanmaktadır. Yallılar da çoğunlukla enstrümantal eserler olarak zikredilir. Ancak halk ağzında “nanay” ve “yaylı terimlerinin birbirine karıştırıldığı ve bu tanımlamaların da yukarıda özelliklerini anlattığımız konuyu tam olarak karşılamadığı görülür. Buna karşılık Azerbaycan anonim halk sanatında yallılar enstrümantal tarzda oyunlu ezgiler olarak bilinir. Karşılıklı söz söyleme esasına dayalı bu çeşitli oyunlu türkülere civar yörelerde “deme-çevirme” adı da verilir.

Horon /Horan/Horum

Doğu Karadeniz Bölgesinin Trabzon Rize Giresun illeri dahilinde ve tesiri altında kalan yakın alanlarda görülen oyun müzik türlerinin genel adıdır.Kadın erkek ya da alaca (kadın-erkek bir arada) oynanabilir. Açık ya da kapalı alanlarda çoğunlukla kemençe davul-zurna tulum ya da kaval eşliğinde seslendirilir. Sözlü yada enstrümantal tarzda görülen horon havaları genel bir söyleyişle ülke genelinde en hızlı tonlanan ritmik karaktere sahip ezgiler olarak dikkat çeker.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin horon karakterinde olan başka ezgi çeşitleri de vardır. Sözgelimi tıpkı aşık sanatında olduğu gibi çoğunlukla kemence eşliğinde irticalen söz söyleyen ve bunu yöresel müzik kalıplarına döşeyerek ifade eden halk sanatkarlarının bir karşılık beklemeden okudukları türkülere “atma türkü” denir. Atma türkü çoğunlukla dörtlükler halinde (kimi zaman ikilik üçlük beşlik altılık sekizlik satırlardan meydana gelen kıt’alarla) mani kafiyesinde (ya da kendine has bir kafiye yapısı içerisinde. Zira; kıt’a içinde satır sayısı değiştikçe kafiye yapısı da değişir) olur. Atma türkü söyleyenin eğer bir rakibi varsa ve karşılıklı söz söyleme (yarışmasına) havasına girişilmişse buna “atışma” ya da “karşı’beri” adı verilir.Bu bölgede belirli bir konu etrafında uzun manzumeler halinde kıt’aların birbiri ardına bağlanarak yine çoğunlukla kemence eşliğinde söylenmesine ise “destan” denir. Bunlar çoğunlukla mani dörtlüklerine dayalı olarak icra edilirler. Bu çeşit destanların kimileri bir usul etrafında okunduğu gibi kimileri de serbest bir ritmde okunabilir. Ayrıca serbest ritmli bir ezgi ile ve serbest vezinli güftelerle okunan ve uzun uzadıya bir mensur anlatım hissi veren ve yörede yine “destan” olarak adlandırılan mahalli havalar da vardır. Bu çeşit destanların da ardına mani dörtlüklerinin bağlanması ve usullü bir kısma geçilmesine “doğraması” denir. Serbest ritmden usullü kısma geçiş ise “düzerleme” olarak adlandırılır.

Zeybek

Yurdumuzun Ege Bölgesi içinde yer alan Teke Bölgesi’ni de içine alan ve Toroslara kadar uzanan bir sahanın karakteristik oyunlu türkülerinin başında Zeybekler gelir. Bunlar bir çeşit tarihin sis perdesi altında kalmış bir askeri disiplin meydan okuma yiğitlik cesaret savaşçılık gibi hamaset içeren duygularla çalınan ve oynanan müziklerdir. Daha ziyade bir kişi tarafında solo -adına “tek oyun” da denir- ikili ya da gruplar halinde oynanan zeybekler “ağır zeybek” “kıvrak zeybek” gibi belli ölçüde oyun ve müzik temposuna bağlı olarak yapılan adlandırmalarla da tanımlanır.
Zeybek oyunları çoğunlukla erkek oyunlarıdır. Kimi yörelerde kadınlar arasında bu oyunları oynayanlara da tesadüf edilir. Buna karşılık zeybek karakterini andıran başka kadın oyunları da vardır.
Zeybekler dokuz zamanlı periodlara bağlı oyunlardır. Başlıca zeybek çeşitleri: Harmandalı Kerimoğlu Kocaarap İnce Mehmed Gökçen Efem Avşar Zeybeği v.s…

Seymen Havası

Orta Anadolu ve Orta Karadeniz’de (Ankara Kastamonu Safranbolu Canlan v.d.) görülen zeybek karakterindeki kimi oyunlu ezgilere “Seymen Havası” adı verilir: “Sepetçioğlu” “Ankara Zeybeği (yörede böyle adlandırılıyor)” “Çıkabilsem şu yokuşun başına” “Beyler bahçesi” “Aç kapıyı ben geldim” <cVara vara vardık bağa (Kolcu başı türküsü)” v.d. gibi türküler başlıca seymen havası çeşitlerindendir.
Teke Zotlatması (Teke Zortlatması)
Teke Bölgesi’nde karşımıza çıkan oyunlu müzik türlerindendir. Bilhassa Burdur İsparta Denizli ve civar yörelerde yoğunluktadır. Ya kadınlar ya da erkekler tarafından oynanır. Zeybek karakterinde görülmekle birlikte teke zotlatmaları; hızlı tonlanan dokuz zamanlı oyunlar olarak değerlendirilebilir ve 16’lık birimlerle yazdır. [Yörede dokuzun değişik tiplerinin kullanıldığı hızlı tonlanan başka oyunlar da vardır ve bunlara “Dımıdan” “Gakgili” “Dattiri” gibi adlar verilir. Bu adlandırmalar adeta ritmik farklılığa ve oyun karakterlerine bağlı gibidir.

Bengi:

Ege Bölgesi’nde: Balıkesir ve Bursa yörelerinde karşılaştığımız zeybek karakterini andıran vokal-enstrümantal ya da enstrümantal tarzdaki oyunlu türkülerdir

Güvende :

Balıkesir ve Bursa yörelerinde gördüğümüz bir kısım türkülü sıralı oyunlara “Güvende” denir.
Bunlar eski Türk hamaset karakteri gösteren ve çoğunlukla erkekler tarafından oynanan oyunlu türkülerdir. Güvendelerde de tıpkı halaylar gibi; çeşitli melodik köprülerle birbirine bağlanan bağımsız türküler ağırdan hızlıya giden bir tempoda oynanırlar. Kadınlar arasında oynanan güvendeler de vardır.

Mengi

Çukurova bölgesinde: İçel sınırları içinde ve bilhassa Anamur Silifke Mut yörelerinde rastladığımız dini ve din dışı karakterli oyunlu havalardır. Bir kısım mengiler Alevi-Bektaşi inancına mensup yörükler tahtacılar tarafından semah karakterinde ve kısmen tasavvufi güftelerle de oynanır.

Semah/Samah

Alevi-Bektâşi inancını yansıtan ve bir çeşit ibâdet müziği sayılan oyunlu bir tür. Daha ziyâde bu inanca mensup aşıkların şiirleriyle seslendirilen semahlar halk ağzında yörelere göre farklı söyleyişlerle de adlandırılır.
Semahlar “cem” ya da “muhabbet” adı verilen zümre toplantılarında; en az iki kişi ya da kimi zaman daha çok kişi tarafından dönülürler. Semah dönenlere çoğunlukla bağlama ya da bağlama tipinde olup da farklı adlandırılan tezeneli bir çalgı veya herhangi bir yaylı çalgı eşlik eder. Semah dönmeye; erkekler ve kadınlar ayrı ayrı veya bir arada kalkabilirler. Semahların vokal kısımları ise “zâkir” adı verilen bir kişi tarafından ya da “toplu (cumhur)” olarak seslendirilir.

Semahlar Alevi-Bektaşi inancını taşıyan ve farklı coğrafyalara dağılmış bulunan insanlar arasında görülür. Semah türü ezgilere ülkemizin hemen her yöresinde rastlanabildiği gibi ülkemiz dışında da bilhassa Balkanlarda Ege Adalarında ve Doğu’da ülkemiz dışındaki kimi yerlerde de tesadüf edilir. Bu oyunlu ezgiler tıpkı halaylarda olduğu ağırdan başlayıp gittikçe hızlanan bir tempoya sahiptirler. Tempo farklılığına dayalı bu icra karakteri kimi zaman çeşitli adlar verilen “iç bölümlemelerde” de yer alır. Ancak iç bölümlemeleri olan semahlarda tempo farklılıkları yanında güfte değişimi -ki her güfte kimi zaman anonim halk edebiyatı tarzında kimi zaman da aşık edebiyatı tarzında olur ve çoğunlukla üç kıt’adan meydana gelir- usul ya da ritm değişimi modülasyon (tonal değişim) ve en önemlisi harekete dayalı figüratif değişim gibi başka öğeler de görülür. Tek bölümlü semahlarda ise değişim çoğunlukla tempodadır.
*Semahlarda tesadüf ettiğimiz başlıca güfte şairleri: Pir Sultan Pir Sultan Abdal Abdal Pir Sultan Abdal Musa Kul Himmet Kul Himmet Üstâım Hatâyi v.d.
*Başlıca Semah çeşitleri: “Kırklar Semahı” “Turnalar Semahı” “Dörtler Semahı” “Bacılar Semahı” “Armut Ağacı” “Elmalı Semahı “Tahtacı Semahı/Semahları” “Gülbaba Semahı” “Doğruca (Dobruca) Semahı” v.d…

Deyiş

“Deyiş; Halk ağzında “söylemek dile getirmek” anlamlarında kullanılır. Aşık şiirinde; aşık tarzı anlatımlara dayalı konuların yine aşık müziği geleneği içerisinde dile getirildiği örneklere de genel olarak “deyiş denmektedir [Bu genel söyleyiş sonradan profesyonel müzik camiasına ve kamuya yayılmıştır].
Deyişlerde toplumsal olaylar her yönü ile dile getirilir. Daha ziyade de aşık şiirinin öğüt verici yol gösterici konularını ve en önemlisi İslâm kültürü ve felsefesini -dolayısıyla daAlevi-Bektâşî yolu başta olmak üzere inanç yollarının mistik-felsefî konularını içerir.Deyişler çoğunlukla koşma tarz ve kafiyesinde karşımıza çıkar. Anonim Halk Müziği/Anonim Halk Şiiri örnekleri arasında da “deyiş” adı ile adlandırılan çeşitlere rastlamak mümkündür.

Halk arasında çeşitli konulara temas eden ya da müzik meclislerinde seslendiriliş amaç ve uygulamalarına göre özellik arz eden deyişlere yine kullanıldığı yer ve amaca göre çeşitli isimler verilir:
Sözgelimi “Nevrûz” konusunu işleyen deyişlere “Nevrûz/Nevrûziyye”; “Miraç konusunu işleyen şiirlere “Miraçlama” veya “Mirâciye”; Muhabbet coşkusunu -özellikle de dini coşkuyu- dile getiren ve Erzincan Tunceli Malatya gibi yörelerde mahalli kalıp ezgiler eşliğinde söylenen deyişlere “Coş (Cûş) Havası”; Daha ziyade Sünni inancın dile getirildiği tekke tarzı müzikli şiirlere “İlâhî”; Alevi-Bektaşi inancını dile getiren ilahi benzeri deyişlere “Nefes”; İki diz üstüne iki elle ve bir anda belirli bir tempoda ve düzenli ritmik hareketlerle vurmak esasına dayanılarak okunan deyişlere “Şaplak Havası (Erzincan Malatya Tunceli Balıkesir” v.s. gibi) adı verilir. Bu ve benzeri deyişlerin de kendi içinde çok sayıda çeşidi vardır ve ezgiler ait olduğu/okunduğu yörelerin belirgin kalıp ezgilerine döşenerek mahalli çalış ve okuma özelliklerine göre farklı kimlikte/kimliklerde olurlar.

Karşılama

Yurdumuzun bilhassa Ordu ve Giresun yöreleriyle; bilhassa Trakya’nın hemen her tarafında farklı karakterlerde görülen oyunlu müzik türlerindendir. Melodik kuruluş ritmik kuruluş ve en önemlisi oyun karakterleri yönünden birbirinden farklı olmakla birlikte karşılamalar çoğunlukla 9 zamanlı bir usul periyoduna sahiptirler. Bunlar yörelere göre kadın erkek ya da alaca (kadın-erkek bir arada) oynanabilen hareketli (yürük) ezgilerdir. Tekli İkili dördü ya da daha kalabalık gruplar halinde; çiftler tarafından oynandığında yüz yüze dönülmek suretiyle (karşılıklı) oynanır.

Kol Havası

Buradaki “kol” deyimi Osmanlı dönemi içindeki güvenlik birimini ifade etmektedir. Sosyal yaşam içinde kimi zaman hoş karşılanmayan kimi zaman kanun dışı sayılan kimi zaman da şikayet konusu olan bireysel ya da toplu hareketlere müdahale etmek zorunda kalan “kol güçleri” zaman zaman arzulanmayan üzücü olaylarla karşılaşmakta silahlı çatışmalara girmekte ve neticede ölüm olayları meydana gelmektedir. Kaçakçılık ve sosyal yaşamı bozucu davranışlar bu çeşit olayların meydana gelmesinde başlıca neden olarak görülür. İşte kimi türküler bu çeşit olayları anlatır. Sözgelimi “Ayıngacı Türküleri” bu çeşit konuları işler. Yurdumuzun çeşitli yörelerinden derlenmiş bu çeşit türkülerden bazıları “Oturak Havası” tarzında ve vokal-enstrumantal olarak icra edilmekte bazıları ise oyun havası tarzında olup çoğunlukla enstrümantal olarak icra edilmektedir. Sahada “Kol havası” olarak adlandırılan oyunlu türkülerin/ezgilerin bir kısmında oyunun sessizce ve gittikçe hafifleyen ve ardından da gittikçe kuvvetlenen bir nüans anlayışı içerisinde icra edilmesi son derece dikkat çekici karakteristik icra biçimlerinden biridir.
Bu çeşit eserlerde eserin herhangi bir yerinde hafiflemeye başlayan nüans kısmı: “Kol’un -yani tehlikenin- yaklaşmakta olduğunu (mekanda bulunanların kendi anlayışlarına göre)”; kuvvetlenmeye başlayan nüanslar da “kolun bulunulan mekandan gittikçe uzaklaşmakta olduğunu” ifade eder. Yine kimi yörelerde içinde “kol” ya da kol baskınını anlatan kimi türkülere sadece “baskın” ya da “baskun türküsü” adı da verilir.

Sürmeli (Sürmeli Havası)

Üstad Nida Tüfekçi’nin Türk Halk Müziği genel repertuarına kazandırdığı türkü çeşitlerindendir.
Babası Hamdi Tüfekçi’den Nida Tüfekçi’ye intikal eden uzun senkoplara dayalı taramalı tezenenin karakteristik bir özellik arz ettiği bu çeşit hava/havalar halk müziğimizin en önde gelen muhabbet havalarındandır. Tüfekçi’nin deyimiyle Yozgat’ta “Sürmeli” olarak bilinen ezgi “Sabahınan esen seher yelimi” mısraı ile başlayan ezgidir. Bu ezgi içinde geçen “sürmeli” “sürmelim” gibi söyleyişler muhtemelen söz konusu ezgiye ad olmuştur.

Yıldız Havası

Anadolu’nun çeşitli yörelerinde rastladığımız çoğunlukla usullü türkü çeşitlerinden biridir. Kimi yörelerde ayaklı serbest ritmli bir karakterde ya da vokal serbest ritmli olarak da karşımıza çıkar.
“Yıldız Havası” denmesinin sebebi türkü içinde anlatılır: “Sarıyıldız” “maviyıldız” “evler yıkan” “beller büken” “kervan kıran” gibi nitelemeler türkünün dayandığı olay hakkında bizlere bilgi verir. Rivayete göre gökyüzünde parlayan yıldızın yarattığı aydınlıktan istifade ederek yoluna devam eden bir kervan kendisine yol gösteren parlak yıldızın sönmesi ya da kaybolması sonucu yolunu şaşırarak helak olmuştur.
Kısaca “Yıldız” olarak da adlandırılan bu çeşit türküler zaman içinde oyun havası olarak da müzik meclislerinde kullanılmış ve hemen hemen her yöreye yayılmıştır. “Ah gine bugün yarelendim” ya da pek çok çeşidi bulunan “Yıldız akşamdan doğarsın” sözleriyle başlayan türküler ilk akla gelen yıldız çeşitlerindendir. Yozgat’da bu sözle başlayan bir yıldız çeşitlemesi “kol havası” adlandırılmaktadır [THM’de Serbest Ritmli Türler Biçimler ve Diğer Repertuar Elemanları].

Zil Havası

Yurdumuzun kimi yörelerinde “Zil havası” ya da “ziller havası” olarak derlenen ve farklı yörelerden derlenmiş olsa da birbirini andıran bir kalıp ezgi ile seslendirilen vokal-enstrumantal tarzda bir türkü çeşididir. Kimi yörelerde oyunu da vardır ve zil takılarak oynanır. Adını güfte içinde geçen “zil” kelimesinden alır ve türkü çoğunlukla “Birini de yavrum birini/Takıver zillerin birini” sözleri ile okunmaya başlanır. Beyitler halinde okunan güfte içinde zikredilen zil sayısı her beyitte birer birer artırılarak sıralanır.

Horo/Hora:

Bilhassa Trakya’da ve Balkanlara yayılan bir sahada düz ritmlerle (2 veya 4 zamanlı) oynanan türkülere genel olarak verilen addır

ETİKETLER:
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.