‘Yandan Malatyalı STEVE JOBS’

‘Yandan Malatyalı STEVE JOBS’

BU YAZIMA BAŞLIK BULAMADIM..

OKURKEN ” VAY BEEE ” DİYECEKSİNİZ…

Malatya ilimize bağlı Arapkir ilçesinin en eski ismi “Daskuza” olarak bilinmekte olup, civarındaki yerleşim birimlerinin en eskilerinden biridir. Şehrin M.Ö. 1200 yıllarında kurulduğu ve ilk yerlilerinin Muşkiler olduğu sanılmaktadır. ( Muşkiler, Asurluların, doğudan geldikleri bilinen topluluğun adıdır. )

Arapkir, Doğu Anadolu Bölgesi’nin yukarı Fırat bölümü’nde yer almaktadır. İlçenin kuzeyinde Kemaliye ve Divriği; güneyinde Keban; doğusunda Ağın ve batısında ise Arguvan ilçeleri yer almaktadir.

Bu şirin ilçemizde Onar Köyü, doğası kadar kültürel yönüyle de dikkat çekicidir. Burada çıkacağınız birkaç saatlik yürüyüşle, Roma mağaraları ve harabelerini, 1224 yılında köyü kuran Alevi Türkmen piri Hasan Onar’ın yaşadığı yeri, o yıllarda yapılan dünyanın ilk cemevi’ni ve Oğuz Boyu’na ait mezar taşlarını görebilirsiniz.

ARAPKİR’DEKİ ERMENİLER…

Tüm doğu bölgelerinde olduğu gibi Arapkir ilçesinde de Zanaatkarlık, Ermeni vatandaşlarımızın elindeydi. Ermeniler geçmişte, dokumacılık, Ipek böcekciliği ve ticaret ile uğraşıyorlardı. Ermeni Patrikhanesine göre, 1915 yılından önce Arapkir’de 10.880 Ermeni yaşıyordu.

Türk nüfusu ise 6.744 kisiydi. Kaza’da 9 Ermeni Kilisesi ile 14 okul ve bu okullara devam eden 862 öğrenci bulunuyordu.

Osmanlı Devleti, 1515’de Arapkir’i alınca, o tarihten sonra Ermeniler ile Müslümanlar birlikte yaşamaya başladılar. Ermeni halkının büyük bir bölümü, bağcılık, çiftçilik, ipek böcekçiliği, kumaş dokumacılığı ve kuyumculuk yapıyorlardı.1914’de Arapkir’deki iki avukattan biri, dört fırıncıdan üçü, 23 doktordan 22’si Ermeni’ydi.

1915. Olayları..

Tarihi konulara burada fazla girmeyeceğim. Konuyu fazla uzatmakta istemiyorum. Ama kısaca, şahsi görüşüm şu; 1915 Ermeni olayları tamamen bir ingiliz oyunu olduğudur.

İngiliz derin devleti tarafından kışkırtılan bir kısım Ermeniler, kendilerine yöntem olarak “terörü” seçmişlerdi. Komitelerin kurulmasını takip eden yıllarda ise, Anadolu’nun dört bir yanında isyanlar çıkarttılar.

Bu isyanların bastırılmasında ise, ne yazık ki tarifi imkansız birçok acılarda beraberinde geldi. Pek çok masum Türk, Kürt, Süryani ve Ermeni bu kurulan kahpe tuzakta hayatını kaybetti. Anadolu topraklarında ise, o tarihten sonra huzur, maalesef kaçtı.

1915 Ermeni olayları ve 1938 Dersim isyanını incelediğimizde ikisininde ortak bir özelliğini görüyoruz. Her iki olayda da devletin isyanları bastırırken yaşın yanında kuruyu da yakmasıydı.

Genç, yaşlı, kadın ve çocuk demeden binlerce masum ve günahsız insanlar o yıllarda, çeşitli zulüm, baskı ve işkencelere maruz kaldı. Geride sağ kalanlar ise, maalesef yüzyıllardır yaşadıkları ata topraklarını terk etmek zorunda kaldı.

İŞTE ONLARDAN BİRİ, CLARA HAGOPİAN…

Clara Hagopian, 1915 döneminde Türk-Ermeni olaylarını takiben yukarıda detaylı bilgi verdiğim Malatya’nın Arapkir ilçesinden ABD’ye göç etmek zorunda kalan bir ailenin çocuğu.

Clara’nın babasının ismi Louis Hagopian. Annesinin ki ise, Victoria Artinian. Baba, Louis Hagopian 1894 Malatya Arapkir doğumlu, Anne, Victoria Artinian ise 1894 İzmir doğumlu.

Malatya Arapkir ilçesinden Amerika’ya göç eden, Ermeni Baba, Louis Hagopian, kendi gibi Amerika’ya zorunlu göç eden Victoria Artinian adlı bir bayan ile burada evlenir.

Bir süre sonra, 23 Ağustos 1924 yılında Amerika’nın New Jersey şehrinde bir kızları dünyaya gelir… Kızlarının ismine ise, Clara Hagopian adını verirler.

Küçük Clara 16 yaşına geldiğinde, Baba Lois hagopian biricik kızını yanına alarak, Amerikalı olmadıklarını aslen Malatya Arapkir ilçesinden geldiklerini ve o dönem yaşadıkları tüm zorlukları ve acıları anlatır.

Anadolu kültürünün gelenek ve görenekleri ile büyüyen Malatyalı Clara,1955 yılında Marangoz ve tasarım ustası Paul Jobs ile evlenir.

Paul, San Francisco yakınlarındaki Santa Clara’da yaşayan işçi sınıfından bir çiftçidir Mutlu bir evlilik süren bu İkilinin 9 yıl boyunca hiç çocukları olmaz. Geçen bu 9 yıl sonunda düşünüp bir çocuk evlat edinmeye karar verirler.

BİR ERKEK ÇOCUĞU EVLAT EDİNİRLER…

İkili, 24 Şubat 1955’de San Fransisco’da evlilik dışı dünyaya gelen ve henüz 6 aylık yeni doğmuş bir erkek çocuğunu evlat edinirler. Bebeğin Biyolojik babası Suriye doğumlu Abdulfettah Sand Ali. Bebeğin Biyolojik annesi ise, Joanne Schieble..

Bebeğin Biyolojik babası Suriye doğumlu Abdulfettah Sand Ali, yıllar sonra Gazetecilere oğlunu neden evlatlık verdiğini şöyle açıklıyor:

“Onu evlatlık verdik, çünkü kız arkadaşımın babası çok muhafazakardı ve benimle evlenmesine izin vermiyordu. Bu yüzden oğlumuzu evlatlık vermeye karar verdik. Steve benim biyolojik oğlum, ama onu ben yetiştirmedim. Onun evlat edinmiş bir ailesi var.”

Çocukları olmadıkları için evlat edindikleri 6 aylık bu bebeği, yüreğine basan Malatya’lı Anne Clara Hagopian, oğlunu çok özel ve titizlikle yetiştirir. Onun iyi bir eğitim alması ve okuması içinde gerekli tüm alt yapıyı sağlar.

Evlatlık alarak büyüttüğü 6 aylık bebek 12 yaşına geldiğinde ise, Clara tüm gerçekleri oğluna anlatır.

Bu sırrı kimse ile paylaşmayan ve hep içinde saklayan bu genç adam, aradan geçen 50 yıl sonra, sırlar ve biyografi alanının en önemli isimlerinden biri olan Benjamin Franklin ve Albert Einstein’ın yazarı “Walter Isaacson” a evlatlık olayını şöyle anlatacaktır..

“Terk edildiğim için çok çalıştım, benim evlat edinildiğimi bilmek beni daha bağımsız hissettirmiş olabilir, ancak hiç terk edilmiş hissetmemiştim. Ben her zaman özel hissettim. Ailem, kendimi özel hissettirdi. Onlar benim ailem.”

ŞİMDİ SIKI DURUN…

Malatya Arapkir ilçesinden göç eden ve kendi öz evlatları gibi büyütülüp yetiştirelen o kişi kim biliyormusunuz ?

İşte o kişi, şuan iş yerimizde, evlerimizde ve hayatımızın her yerinde kullandığımız masaüstü bilgisayarlarını ve hiç yanımızdan eksik etmediğimiz akıllı çep telefonlarını icat eden Steve Jobs..

1976 yılında oturdukları evlerinin garajında ilk bilgisayarı icat eden ve daha sonra kurduğu, Apple şirketi, Mac bilgisayar, iphone ve ipad gibi teknoloji ürünlerini tüm insanlığın hizmetine sunan ve yaşama şeklimizde neredeyse tek başına devrim yaratan işte o mucit Steve Jobs…

Ölmeden 1 yıl önce yaptığı bir konuşmada “Mezarlıktaki en zengin adam olmak benim için bir anlam ifade etmiyor. Çok güzel bir şey yaptıktan sonra yatağa gitmek. Benim için önemli olan bu.” ifadesini kullanan bu büyük dahi Steve Jobs, 5 Ekim 2011 tarihinde kansere yenik düşerek aramızdan ayrıldı.

SON SÖZ:
O, evlilik dışı bir ilişkiden doğdu. Malatya Arapkir İlçesinden göç eden bir Ermeni aile tarafından evlatlık alınarak büyütüldü. Sonraları ise, hepimizin şuan her yerde kullandığı bilgisayar ve akıllı çep telefonlarını icat ederek, yaşadığımız bu dünyayı değiştirdi.

Gelin isterseniz yazımın son sözünü ben değil, bu büyük deha’ya bırakalım..

“Yaratıcılık, sadece nesneleri birbirine bağlamaktır. Yaratıcı yeteneklere sahip insanlara bir şeyi nasıl yaptıklarını sorduğunuzda, bu konuda biraz suçlu hissediyorlar, çünkü aslında onlar bir şey yapmadılar, sadece bir şeyler gördüler.”

Araştırma ve inceleme : Aliseydi KARAGÖZ / ANTALYA

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.